OrdAn BuRdAn KarıŞık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OrdAn BuRdAn KarıŞık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugün benim doğum günüm

Sıcak bir yaz gününde tam da bugün olduğu gibi 19 Haziran Salı günü dünyaya geldim ben. Önceleri annemin ve babamın küçük kızıydım sadece. Bebeklerimle oynarken büyüdüm. Büyüdükçe hayat değişti, ben değiştim. Artık sadece evin küçük kızı değil, kendi evinin de sorumluluğunun sahibi oldum.

Dileğim bana hayat veren annem & babam ve bu hayatı benle paylaşmaya söz veren kocamla birlikte daha mutlu, nice yaşlar geçirmek.

Arkadaşlarım sizleri de unutmadım. Doğum günümü kutlayan tüm arkadaşlarıma da çok teşekkür ederim. Birlikte hayatımızda daha nice anılar yaratıp eskileri yine birlikte hatırlayalım.

Osman'ı özlüyoruz

Evimizin ve hayatımızın bir parçası olan balığımız Osman artık bizimle değil L 2 yıldır bizimle birlikte olan Osman’a aslında ne kadar çok bağlandığımızın dün daha çok farkına vardım. Akşam fanusun içinde öylece yatarken görünce öldüğünü anladık ve bir hüzün çöktü içimize birdenbire. Fanusunda bulunan taşlardan bir tanesini de yanına alarak Osman’ı sitemizin bahçesine gömdük kocamla birlikte. 

İnsan nelere ne kadar çabuk bağlanıyor, ne kadar çok anlam yüklüyor aslında. O’nun da bir canlı olduğunu düşündüğümde üzülmem normal ama göz yaşlarımın süzülüp akmasını engelleyemeyecek derecede mi emin değilim? Şimdilik boş fanusa baktıkça Osman’ı özlüyoruz ama düşünüyorum da tek üzüntümüz de bu olsun, başka bir şey olmasın.

Yıl başladı

Yılbaşı yılbaşı derken yıl başladı bile :)

Evimizde arkadaşlarımızla geçirdiğimiz bir yılbaşı gecesini geride bıraktık. Hep birlikte sohbet ettik, oyunlar oynadık, yedik - içtik, güldük, eğlendik beş aile bir arada güzel bir akşam geçirdik.

Yılbaşı şapkalarımızı hazırladık ve hediyelerimizi yılbaşı ağacının altına yerleştirdik.


Hindimiz de yılbaşına hazırdı. Kocaman hindiyi görünce parçalanmadan biraz fotoğraf çekilelim dedik ve hindiyi de fotoğraflarımıza ekledik :)


Karnımızı doyurduktan sonra yılbaşı klasiği olan tombala ile oyunlarımıza başladık. Tombala birincisini süpriz ödül bekliyordu. Ödülü kazanmak için kıyasıya yarıştık ama şans aramızdan birine daha erken güldü ve TOMBALA!

Sıra tombala birincisi Fatoş'un ödülünü vermedeydi. Ev sahibi olarak ben bu görevi üstlendim ve alkışlar eşliğinde ödülü verdik. Acaba kocaman poşetten ne çıkacaktı diye hepimiz merak içindeydik ve sevimli mi sevimli bir hediye çıktı, adını da Çinko koyduk.

  
Çinko ailesine kavuştuktan sonra Cranium ile oyunlara devam ettik. Cranium çılgınlığı sona erdiğinde saatlerimiz 00:00'a yaklaşıyordu ve maskelerimizi takıp şapkalarımızı giyerek yeni yılı karşıladık.

Bu garip ve komik hallere girmenin ne anlamı vardı bilmiyorum ama güzel bir anı olarak hatırlayacağımız fotoğraflarımızı renklendirmeye yetmişti :)


Sıra süpriz yılbaşı hediyelerine gelmişti. Kimin hediyesi kime gidecekti acaba? Çekilişimizi de küçük bir törenle yaptıktan sonra herkes hediyelerini aldı. Çekiliş törenini de belgelemek gerekliydi tabi :)

Artık bu beş çiftin evinde de birbirlerini ve akşamı hatırlayacakları küçük hediyeler vardı.


2011'in ilk tabusunu da oynadık. Tabu yarışı son hızla devam ederken Seda'nın odadan çıkmasını fırsat bilerek süpriz doğum günü pastamızı da getirdik.

İyi ki doğdun Seda! Hep birlikte nice yaşlara...


2011'de böylece geldi işte. Hep birlikte çok güzel bir akşam geçirdik. Muhabbetimiz hiç bozulmasın; yüzlerimiz hep böyle gülsün.

Hepimizin yeni yılı kutlu olsun!

2010'un son yazısı tabi ki yeni yıl kutlaması olmalı dedim ve kutluyorum,

HEPİMİZİN YENİ YILI KUTLU OLSUN!

Bu sene yılbaşı hazırlıkları bizim eve de uğradı. Günün mönüsü, oyunları, hediye çekilişleri, ortak hayalleri gerçekleştirmek için alınan milli piyango biletleri, ev süslemeleri ve daha bir çok şey önceden planlandı.

Artık hazırız...

Heyecanla 2011'i bekliyoruz. Bakalım 2011 bize neler getirecek?

Bence hepimize MUTLULUK getirsin.

Sadece mutluluk istiyorsam aldığım onca milli piyango bileti ne olacak diye düşünmeden edemedim, galiba insan umutsuz da yaşayamıyor :)

Umutlarımızı hiç kaybetmediğimiz ve hep mutlu olduğumuz bir yıl olması dileğiyle.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin

Düşündün mü hiç?
Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını?
Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu?
Bu hayatın ne için yaşandığını?
Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini?
Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verildiğini?

Düşündün mü hiç?
Bugüne kadar hangi yolları izledin?
Kimlerin yaşamlarına dokundun?
Dokunuşlarınla onların hayatlarında neleri değiştirdin?
Sevginle nelerin değerini çoğalttın?
Kimlerin seni gördüğünde içleri neşeyle doldu?
Onlara her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmeyecek istemeyecekleri neleri sen yaşattın?
Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin?
Kimler senin mutluluğunu görüp kendi mutlulukları için cesaretlendi?
Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti?

Düşündün mü hiç?
Varlığınla dünyada nasıl bir fark yarattın?
Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen rol aldın?
Hangi duyguların, hangi düşüncelerin başlangıç noktasında sen vardın?
Hangi ihtimaller senin sayende hayat buldu?
Senin sayende evrenin akışı nerede, nasıl farklışaltı?
Sen olmasaydın acaba evrende neler hiç yapılamamış olarak kalırdı?

Düşündün mü hiç?
Senin her şeyin bir parçası olduğun gibi, her şeyin de senin bir parçan olduğunu
Bir çok başlangıcın öncesinin, bir çok bitişin sonrasının sen olduğunu
Kendini akıp giden bir nehir gibi hissetsen de, akmakta olan suyun ulaştığın son noktanın koskoca bir deniz olduğunu

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin
Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin
Her şeyin bir nedeni, bir anlamı olduğu gibi senin hayata gelişinin de bir amacı, bir anlamı, bir değeri, bir önemi var

Birbirini tetikleyen, birbirine karışan, birbirinin içinde eriyip, birbiriyle tamamlanan, bütün hareketlerin, bütün seslerin, bütün amaçların, bütün özlemlerin, bütün çilelerin, bütün mutlulukların, bütün acıların, bütün iyi ve bütün kötü şeylerin oluşturduğu evrendeki birlik, bütünlük ve mükemmelliği, fark ettin mi hiç?

Varlığının, evrenin o muazzam kurgusu içinde hangi önemli görevleri üstlendiğini, hangi güzellikleri, hangi mükemmellikleri tetiklediğini, hangi olumsuz ihtimalleri doğma şansı tanımadan yok ettiğini,

Düşündün mü hiç?
  
Haşim Arıkan



Çok güzel bulduğum bu satırları sevdiklerimin de okuması ve düşünmeleri için paylaşmak istedim.

Bu sabah bu satırları okuduğumda "düşündüm mü gerçekten?" sorusunu sordum kendi kendime. Tüm bu soruların hepsini bir arada hiç düşünmemiştim galiba, evet gerçekten düşünmemiştim.

Anlamsız bir telaş içerisine bürünüp elimizdeki değerleri unutuyor ve anlamsızca koşuyoruz. Durmadan yorulmadan. Geriye ne kalıyor peki? Bir avuç pişmanlık.

Pişmanlık duymadan önce yine de durup düşünmekte fayda var. Kendimizi ne kadar önemsiz ne kadar değersiz bulsak bile, eminim ki herkes en azından bir kişi için bile vazgeçilmeyecek anlamlar, değişilmeyecek değerler taşıyordur.

Keyifli hafta sonları,

Sandıktan çıkanlar

Anadolu kültürünün bir parçası olan çeyiz sandıkları zamanla yitip gitse de bugün bazı evlerde dekoratif amaçlarla kullanılmaya devam ediyor.
Eskiden, kızlar çocukluklarından itibaren dantel, iğne oyası, kanaviçe gibi el işleri yapar ve çeyizlerini bu sandıklarda biriktirirlermiş. Hatta çeyiz sandığı gelinin mahremiyeti olarak kabul edilir ve izinsiz açılıp bakılamazmış.
Çeyiz sandıkları zamanla eski amacını yitirse de bu geleneği kısmen de olsa sürdürenlerdenim sanırım. Kısmen dememin nedeni sandığımın olması ama içinin tamamen benim el işlerimde dolu olmaması - hiç yok da diyemem tabi J
Sandığın içindekiler değişmese de ara ara sandık karıştırmayı, ne var ne yok diye bakmayı nedense seviyorum. Eskiden annemin sandığını karıştırırdım, her şeyi açıp tek tek bakardım. Yılların oluşturduğu kat izlerinden yeniden katlayamadığım zaman neleri karıştırdığım çıkardı ortaya J
Benimde bir sandığım var dedim ve şöyle bir açtım sandığı, baktım içindekilere. Benim el işlerimde var demiştim ya onlardan birini buldum. İlkokulda işlediğim etamin. El becerileri geliştirme amacıyla bir derste etamin işlemiştik.
Şimdi bakıyorum da o zaman için bence güzel olmuş J Pembe ayıcıklı işlemem hiç kullanılmasa da hatırası var ve sandıkta durmaya devam ediyor.


Benim böyle şeylere olan kişisel merakımdan mı bilemiyorum ama bence çocuklara az da olsa iğne iplik tutmayı öğretmekte fayda var. Kanaviçe işlesin, dantel örsün demiyorum tabi ki ama kız erkek fark etmez herkesin en azından kendi söküğünü dikebilecek kadar elinin iğne iplik tutması gerektiğini düşünüyorum.
Keyifli bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum,